YENİ BİR UMUT YENİ BİR BAKIŞ AÇISI

HUZURSUZ BACAKLAR

GERÇEĞİ ANLATAMAMAK
 “Gelecek yüzyıllarda karşılaşılacak
  sorunları ancak bilimi ve duyguyu
  birleştirerek çözebiliriz”   Carl Sagan

   Bir papaz öğrencisi okulun bahçesinde bir aşağı, bir yukarı var gücüyle dolaşıyormuş. Baş rahip, genç öğrenciye koşup yetişmiş, hızlı hızlı yürürlerken sormuş:  “ Evladım, nedir bu telaşın, nedir bu acelen?” Yürümeye devam eden çocuk: ”Efendim” demiş, “bir cevap buldum, şimdi sorusunu arıyorum. ”Ben de bir cevap buldum. 
Evet Huzursuz Bacak Hastalığı kesin ve geri dönüşsüz bir şekilde tedavi edilebilir.  Kısa zamanda!... 
Şimdi de sorusunu arıyorum, izin verirseniz!..

Okay Sağtürk
ÖFKELİ MUHALEFET

"Sana benim gibi düşün demiyorum. Sadece düşün diyorum."

Yazan Okay Sağtürk

OKAY SAĞTÜRK

Araştırmacı
RLS Tedavisinde Sağtürk Metodunun Mucidi
RLS Proje Başkanı
okaysagturk@gmail.com

HUZURSUZ BACAK HASTALARI İÇİN
HİZMET VEREN SAĞLIK KURULUŞLARININ DİKKATİNE

SİZE HUZURSUZ BACAK HASTALIĞI İÇİN YENİ  BİR METOT
VE BAKIŞ AÇISI SUNUYORUM
 
RLS’nin kalıcı tedavisi için size tanıtmak istediğim SAĞTÜRK METODU onlarca yıla dayanan yoğun sürekli bir çalışmanın ürünüdür.
SAĞTÜRK METODU, RLS- Restless Legs Sendrom tedavisinde büyük oranda kesin, geri dönüşsüz, iğnesiz, ilaçsız, yan etkisiz tedavi sağlamaktadır. SAĞTÜRK METODU uzun yıllara dayanan deneyim sonrası gözlemlenmiş ve sonuçları kanıtlanmış bir metottur.
SAĞTÜRK METODU’nun tıp araştırmalarına yeni boyutlar kazandıracağı inancı uygulayıcılar, araştırmacılar ve hastalar tarafından benimsenmekte ve kucaklanmaktadır.
SAĞTÜRK METODU RLS- Huzursuz Bacak Hastaları, onların yakınları ve onlara tedavi hizmeti sağlayan kuruluşlar için bir umut sunmaktadır.
Tamamen konvansiyonel tıbbın metotlarını kullanmasına rağmen dünyada az çalışılmış biyofizik- alt grup olarak ta insan elektrisitesi esasından hareket eder. Metot kombine ve zor reçete edilebilir bir durumdadır. Bunun sebebi, “Hastalık yoktur, hasta vardır” ilkesi ışığında, her bir hastada  farklı reçetelerin uygulanması olarak gösterilebilir. RLS’de:
Drugs used to treat Parkinson’s Disease-Dopaminerjik Drugs ve birlikte adjuvanlar,
Minör-major trankilizanlar ve sedatif-hipnotic medication,
Analgesic medication- Marijuana- opium alkoloidleri dahil,
Mineral ve vitamin takviyeleri (özellikle demir)
Antidepressant Medication, vs, 
gibi başlıklar altında100 den fazla ticari ilaç ya da ilaç hammaddesi kullanılmaktadır. Non convantionel ve alternatif tıpta 40’ın üstünde bitki, enzim ve yöntemden yararlanılmaya çalışılmaktadır. Vibratörler ve ekstremitelere uygulanan değişken basınç cihazları ile tedavi spinal cord’a elektrik stimulatorları yerleştirme teşebbüsü dahil şimdiye kadar elde edilen sonuçlar ortadadır. Bu işle uğraşan bilim insanlarının nörotransmitter, nöromodülatörlerin ya da reseptörlerinden hipnotize edilmiş derecede vazgeçmemelerinden kaynaklanan bir skolastik yapıdır bu başarısızlık.  RLS’ye benzer hastalık ve semptomlarının RLS’den ayırıcı özelliği RLS’nin sirkadyen ritimle bağlantısıdır. Bu konuda binlerce makale arasında yayın azlığı manidardır. Yayınlardaki yoğunluk dopamin, gama aminobutirik asit, glutamat ağırlıktadır.
Bu tutucu yapıda ilerleyen hiç kimse  bir RLS hastasının trajik ıstırabını  paylaşamaz. Hiç kimse ölüm riskini bertaraf edemez. Hiç bir bilim insanının bu ilaçların yan etkilerini kaybettirecek gücü yoktur.
Ayrıca tıbbın ampirik yapısı, öğrenci ile hocası arasındaki kohezyon bağ yani usta-çırak  ilişkisi bir başka düşünceye alan bırakmamaktadır. Ön yargılardan ayrılıp Prof Dr.  Richard  Allen’in dediği gibi “başka tarafa bakmak “ zamanı gelmiştir. SAĞTÜRK METODU’NUN kesin sonuçların incelenmesi, RLS’nin fizyo-patolojisini daha gerçekçi anlamaya yardımcı olacaktır.
İzninizle bir anekdotu burada nakledeceğim:
“Almanya’dan bir hastamız “Hatice Üçpınar” (web sitemizde) çocukluğundan beri diyalize girmektedir ve şiddetli RLS hastasıdır. Almanya’da ve Türkiye’de haftada 3 gün 5’er saat makinaya bağlanmaktadır. Bayan Üçpınar Türkiye’de RLS tedavimizin 5 inci evresinde iken Almanya’ya döndü ve diyalize gitti. Bilindiği gibi 5 saat hareketsiz kalmak bir RLS hastası için mümkün değildir. Daha önce diyaliz esnasında çok sık jerkleri olan Mrs Üçpınar sükunet içinde otururken Nefrolog olan ve kendisini yıllardır tanıyan doktorlar hayretle hangi ilacı kullandığını sormuşlar.  0 Türkiye’de tedavi olduğunu, hiç bir ilaç, bitki kullanmadığını söylemiş. Üç uzman doktor onun anlattıklarına inanmamış ve tıpta bu hastalığın tedavisinin olmadığını söylemişler. Dördüncü doktor ise hangi yöntemle tedavinin uygulandığını sormuş yalnızca. “
Ortaçağdan kalma bir karikatür vardır. Yeniden rastlayamadım. Ortaçağdan günümüze geldiğine göre muhtemelen çok gülünmüştür. “ Morgda mermer bir masa üzerinde çıplak adam yattığı yerden dirseği üzerine dayanmış, başucunda duran iki kişiye gülerek bakmaktadır. İki kişiden birinin balonunda;
-“Bakın hakim bey öldüğünü  zannettiğimiz kişi kalkmış bize gülüyor!”
Hakimin balonunda da şunlar yazılıdır:
-“Olamaz öyle şey! Onun ölü olduğuna dair elimizde doktor raporu var!”
RLS tedavisinde kullanılan SAĞTÜRK METODU’nda tedaviler non-invaziftir.  bir testin ardından modüle edilmiş galvanik akım jeneratörleriyle bifazik kare dalgalar yoluyla bazı vücut bölgelerindeki spesiyal noktalar üzerine elektropedler konularak ve 3000 ya da daha küçük gauss değerinde statik magnetler kullanılarak, değişik zaman dilimleri içinde uygulanmaktadır. Gerektiği zaman  Electrical Muscle  Stimulation EMS ve sinüs akımdan da faydalanılmaktadır. Periferden  ve omuilikten  (tDCS-transcutanius spinal cord direct current stimulation)  Merkezi Sinir Sistemini etkilerken çift girişim kullanıldığı için kişi alpha ritmine  ve rölaksasyona sokulmaya çalışılmaktadır. Tedavi sonuçlarına bakıldığında 9P24 ve 9P23 yerleşimli genlere  etki yapıldığı, beynin plastisitesinde yapılan düzelmenin hastalığın çok uzun yıllar tekrarlanmamasına sebep olduğu ve herediter yapısının onarıldığı düşünülmektedir. Bu konuda bir yayın yapmadığım için hastalığın fizyopatolojisi ile ilgili öngörülerimi açıklamayacağım. Özetle rasyonel pratik yaklaşımım şudur. Eugmentasyondaki hasta metoda ve tedaviye ikna olursa gelir, tedavi süresine sadakatle uyar ve sonucu dostlarına aktarır.
RLS hastalarına yardım etmek amacıyla kurduğunuz vakfın, bu dünyadaki ilk ve tek geri dönüşsüz tedaviden yararlanmasını düşünen öncü bir kuruluş olmak isterseniz eğer lütfen www.restlesslegs.gen.tr web sitemizin İngilizce sayfalarını okuyup okaysagturk@gmail.com adresime mail atarak irtibata geçebilirsiniz. RLS’nin muhtemelen İngiltere’de prevalansı 5-7% arasındadır. Bu tedaviye muhtaç pek çok kişinin ümidi olmak bir hümanite sorumluluğudur.
Okay Sağtürk
Bu kolay form ile şimdi randevu alın!
    HUZURSUZ BACAK HASTALIĞI TANITIMI
 
Huzursuz Bacak Hastalığının teşhisinde hastanın kendi anlatımı, kendi beyanı esastır. Laboratuvar testlerinin bir önemi yoktur. Sadece başka hastalıklarla karıştırılmasını önlemek amacıyla yapılır.
ABD’nin resmi kuruluşu (NIH) National  Institudes of Health (Ulusal Sağlık Kuruluşu)‘nun  Restless Legs Syndrome (Huzursuz Bacaklar Sendromu)-RLS için yaptığı tanım bütün dünyada kabul görmüştür. Buna göre RLS’nin tanımında 4 temel kriter vardır:
1-    Rahatsızlık genellikle geceleri başlamaktadır.
2-    Hasta damarlarında pek açıklayamadığı nahoş kaşıntı, köpüklenme, seğirme, çekme gibi durduramadığı bir takım şiddetli ya da az şiddetli duyumlar hissetmektedir. Uyuşma ve karıncalanma hissinin veya temas sonu ağrının eşlik ettiği, dayanılmaz bir hareket isteğinin oluştuğu durumdur bu.
3-    Genellikle hareketsiz durumlarda yatmaya başlarken rahatsızlığın tetiklendiği görülür.
4-    Sürekli yüründüğü ve hareket edildiği zaman bu rahatsızlık hissinin azalması ya da katlanılır hale gelmesi gözlemlenir.
Bu hal sabahları sönerek azalır. Ağır vakalarda hasta sabaha kadar sürekli dolaşmak mecburiyetinde kalır. Parkinson ilaçlarını devamlı alan hastalarda bir süre sonra augmentasyon (artarak tekrarlanma) belirir. Bunun sonucu rahatsızlık gündüz de devam eder, kollarda da oluşmaya başlar.  İlaç almaya devam eden hastalar geceleri uyusalar bile bu restore eden (onarıcı) bir uyku değildir. Hasta sık aralıklarla patlayıcı karakterde uykusunda tekmeler atmakta ve soluma kesikliği  (uyku apnesi) yaşamaktadır.
Amerika Birleşik Devletleri Ulusal Sağlık Kuruluşu’nun şimdiye kadar elde ettiği kriterlere göre Huzursuz Bacak Sendromu RLS iyileştirilemez. Hastalığın iyileştiği bilinmemektir.
Burada tedavisi bitirilmekte olan Huzursuz Bacak hastası Sayın Kenan Ersoy'un yazısı, Nörologlar tarafından kendisine reçete edilen ilaçların ticari isimleriyerine farmakolojik isimleri konarak aktarılmıştır. Tedavisi tamamlanan hastalardan ilginç ifadesi olanlar kendi izinleri ile sitemizde yer almaktadır. Bu cesur olmayı gerektirir. Siteyi inceleyen okuyucularadı geçenlere telefon edip bilgi almaktadırlar. Bu da çalışmasını sürdürenya da istirahat halindeyken dostlarımızı meşgul etmektedir. Aynı kişilerin yüzlerce, binlerce kişi tarafından aranacağını takdirlerinize bırakıyorum. Türkiye’de pek te doğru olmayan bir tahmine göre, hastalığından haberli ya da habersiz en az 2 milyon 135 bin Huzursuz Bacak Hastası vardır.

Saygıdeğer Okay Hocam,

03.01.2018 tarihinde başladığım Huzursuz Bacak Sendromu tedavim 03.11.2018 tarihinde tamamen iyileşmem ile sonuçlanmıştı. Tedavi süreci boyunca yapmış olduğunuz başarılı çalışmalarınız neticesinde 13 yıl boyunca yaşadığım korkunç hastalıktan kurtulmuş bulunuyorum. Size ne kadar teşekkür etsem azdır. Bu nedenle size minnettarım. Hastalığın başlangıcından itibaren iyileşme sürecine kadar yaşadıklarımı aşağıda açıklamaya çalışacağım.

HASTALIĞIMIN BAŞLANGICI
1962 Ankara doğumlu Sanayici ve işadamıyım. 2004 yılında yaşadığım bir vaka sonucu ağır bir depresyon geçirdim. Depresyon bir yıl içerisinde ilerleyerek “sürekli tekrarlayan depresif bozukluk, anksiyete ve bipolar bozukluk” teşhisi ile antidepresanlar kullanmaya başladım. Antidepresanları kullanmaya başladıktan 6 ay sonra ayaklarımda şiddetli yanmalar başladı. Bu ayak yanmalarını müteakip 6 ay sonra ise ayak bileklerimden başlayarak bacaklarıma kadar yayılan tanımlayamadığım tuhaf bir şeyler olmaya başladı. Geceleri tam uyumaya başlayacağım zaman ayak ve bacak damarlarımın içinde kan çıldırmış gibi dolaşıyordu. İlk başladığında hafif olan bu duygular geçen 1 yıl içerisinde şiddetlenerek uyuyamaz hale geldim. Sanki ayak ve bacak damarlarımın içerisinde yüzlerce solucan dolaşıyormuş gibi hissediyordum. Hastaneye gittiğimde doktora bu durumu anlatmakta bir hayli zorluk çektim. Romatizma olabileceğini söylediler ve yapılan araştırma sonucunda romatizma olmadığı ortaya çıktı. Yapılan birçok araştırma ve kan testlerinin sonucunda bir şey çıkmayınca nöroloji uzmanına görünmemi istediler. Nöroloji uzmanının yaptığı araştırmalar ve tetkiklerden MR görüntülerinden bir şey çıkmayınca; fiziksel olarak herhangi bir hastalığımın olmadığını yaşadığım sıkıntının tamamen psikiyatrik olduğunu ve sıkıntımın bir psikiyatrist tarafından incelenmesi gerektiğini belirttiler. Psikiyatrist doktorların 6 aylık detaylı tedavileri ve ilaç değişimleri vs. bacaklarımdaki bu sıkıntılarda hiçbir işe yaramadığı gibi aksine daha da arttı ve kollarıma kadar sıçradı. Psikiyatrist doktorun tavsiyesi ile Fizik tedavi merkezlerinde 30 gün tedavi gördüm. Ancak bu tedavide bir işe yaramadı.

İNTİHARA SÜRÜKLEYEN VAHİM DÖNEMLERİM
Şiddeti artan ve tanımlayamadığım bu huzursuzluk artık gün içinde de olmaya başladı. Sürekli bacaklarımı sallama ve yürüme isteği, bacaklarımı duvarlara vurma isteğine karşı koyamaz hale geldim. Ayrıca uykusuz geçen gecelerde eklenince artık çalışamaz duruma geldim. Kardeşim ile ortak olduğumuz fabrika ve işyerlerimizi kardeşime devrederek işi bıraktım. Yaşadığım bu depresif rahatsızlık ile bacaklarımdaki hala teşhis edilemeyen bu huzursuzluk tüm aile içerisinde kendini gösteriyor ve ailemin üzerinde kara bulutlar dolanıyordu. Ailem bana yardım etmek istiyor ancak ne yapacağını bilmiyorlardı. Ailemin tavsiyesi ile bacaklarıma ve sırtıma Hacamat yaptırdım, faydası olmadı. Sülük tedavisi dediler, yaptırdım ancak yine bir sonuç alamadım. Dostların tavsiyesi ile akupunktur tedavisine başladım, bundan da bir sonuç alamadım. Akupunktur uzmanın tavsiyesi ile hipnoz tedavisi ne başladım, yine bir sonuç yok.

Artık iyileşebileceğime dair tüm ümidimi yitirmiştim. Aile üyelerini daha fazla üzmemek için Ankara ya 50 km. mesafede küçük bir çiftlik satın aldım ve tek başıma buraya yerleştim. Aileme biraz iyileşene kadar yanıma gelmemelerini rica ettim. 3 yıl boyunca bu çiftlikte yalnız yaşadım. Ailemin haftada bir kez ziyaretime gelmelerine izin veriyordum. Yaşama isteğini tamamen yitirmiştim. Ömrümün kalan kısmını bu şekilde geçirme düşüncesi beni kahrediyordu. Depresyon ve bipolar hastalığı bacaklarımdaki sıkıntıyı artırıyor, bacaklarımdaki sıkıntı da depresyonumu artırıyordu. Kısır bir döngüye girmiştim. Bu durum intihar etme isteği doğuruyordu. Ancak intihar etmenin Dinimizce en büyük günahlardan biri olduğunu biliyordum. Ancak; intihar etmeden yaşamıma bir son vermenin bir yolunu bulamıyordum. Yaşadığımız her şeyde bir hayır olduğunu biliyordum, ancak benim bu yaşadığımda nasıl bir hayır olabileceğini sorguluyordum. Bu düşüncenin beni Allaha isyan boyutuna getirdiğini, tövbeler olsun. düşünerek kendimi daha kötü hissetmeme neden oluyordu. Bu durum depresyonumun artmasına ve dolayısı ile bacaklarımdaki sıkıntının artmasına neden oluyor, kısır döngünün genişlemesine neden oluyordu. 2009 yılı içerisinde ailemin bir ziyaretinde Ankara Tandoğan’da bulunan bir özel hastanenin internet sitesini incelediğini belirten eşim; bacaklarımda tanımlayamadığım bu sıkıntının “Huzursuz bacak sendromu” olduğunu ve bunu tedavisinin mümkün olduğunu belirtti. Ümitlenmiştim. Ertesi gün eşimle birlikte bu hastaneye gittim. Rahatsızlığımı anlattığımda öncekilerinin aksine; yaşadığım rahatsızlığın “Huzursuz Bacak Sendromu” hastalığı olduğunu belirtiler. Bu hastanede 1 aylık fizik tedavi sonrası her gün almam koşulu ile günde 1 adet 400 mg. Gama Amino Butirik Asit isimli ilaç kullanmaya başladım. Ayaklarımdaki sıkıntı gitmişti. İlacı aldığımda kendimi sarhoş gibi hissediyordum, ancak önemli değildi. Hiçbir şey “Huzursuz Bacak” kadar kötü olamazdı. Bir süre sonra 400 mg’lık Gama Aminu Butirik Asit yeterli gelmemeye başladı. Doktor günde 2 adet 400 mg.’a çıkararak durumu dengeledi. Ancak zamanla 2 adet’ de yeterli gelmedi ve günde 3 adet almaya başladım. Huzursuz bacağım düzelince depresyon hastalığım da düzelmeye başladı. Bu iyileşmeler sonrası sosyal hayatımda düzelmeye başladı. Artık ailemle birlikte çiftlikte yaşıyordum. Hayattan zevk almaya başlamıştım. Her şeyin geride kaldığını düşünüyordum. Hayatıma yeniden şekil vermeye karar verdim. 2009 yılının sonunda inşaat müteahhitliği yapmaya başladım. Her yıl bir bina yapıyor ve yaptığım binaya bakıyor, gurur duyuyordum. Aileme ve ülkeme faydalı olabiliyordum. Ayrıca evime de huzur gelmişti. Ancak bu huzur fazla uzun sürmedi. 2012 yılında kardeşimin fabrikasında büyük bir kaza yaşanması, beni başa götürdü. Depresyonum ve bipolarım ağırlaştı ve Huzursu bacak eskisi gibi şiddetlendi. Aldığım ilaçlar azami miktarda olduğundan dolayı doktor miktarını artırmadı. Artık hastalığımın adını biliyordum. Çeşitli araştırmalar sonucu; iyi bir uzman Nöroloji uzmanına gittiğimde beni Pramipeksol Dihidroklörür Monohidrat ilacı ile tanıştırdı. Aman Allah’ım 0,250 mg. Bu yeni ilacın yarısı ile başladığım tedavi mükemmel olmuştu. Bu ilacı icat edene çok dua ettim. Hayatım yeniden düzene girdi. Ta ki 1 yıl sonrasına kadar. Yarım aldığım ilaç 1 adet oldu. Herşey yeniden güzel. Bir yıl sonra 2 adet 0,250 mg. oldu. Olsun Huzursuz Bacak yok ya. Ama 1 yıl sonra 3 adet 0,250 mg. oldu. Artan ilaç dozajları beni endişelendirmeye başlamıştı. İlacın yan etkilerini iyiden iyiye hissetmeye başlamıştım. Kabuslar görme, sersem sersem dolaşma, 9 saat uyumama rağmen hiç uyuyamamış gibi hissetme yan etkilerden bazılarıydı. Her şeye rağmen eskiden olduğu gibi değildi. Olsundu.
2017 yılının bir bayram günü eşimle büyüklerimize bayram ziyaretine gidiyorduk. Halamlarda bayram ziyaretinde iken konu hastalıklardan açıldığında konu Huzursuz Bacak Sendromu hastalığına gelmişti. Halamın torunu Çankırı’ da yaşayan bir arkadaşı da bu hastalıktan muzdarip olduğunu, ancak İzmir’de tedavi gördüğünü ve tamamen iyileştiğini, artık ilaç kullanmadığını söyledi. Hemen iyileştiğini söyleyen Ömer bey’i telefonla aradık. Ömer beyden Okay bey’in telefonunu aldım ve bayram sonrası Okay bey’i aradım. Uygulayacağı 7 etaplık bir tedavi ile iyileşeceğimi ve ilacı bırakacağımı söylediğinde çok sevinmiştim. 03.01.2018 cumartesi günü tedaviye başlamak üzere randevu almıştım. Randevu günü tedaviye başlamak üzere orada olmuştum. 7 etaplık tedavinin 7 seansta biteceğini düşünürken, bu 7 etabın 7 seans olmadığını kendisinden öğrendim. 7 etabın yalnızca 2 gün olması şartı ile (Diğer günler tedavi yoktu) 3 ay ile 9 ay arasında değişebileceğini öğrendiğimde hayal kırıklığına uğramıştım. Bu durum; benim tedavi olacağım yere yakın bir yerde bir ev kiralayarak eşimle birlikte kalabileceğim düşüncelerimi altüst etmişti. Okay hoca “Huzursuz Bacak Sendromu” hastalarını çok iyi anlıyordu. Yaşadıklarımızı çok iyi biliyordu. Dünyada tedavisi olmayan bu hastaları iyileştirdiğinde müthiş mutlu oluyordu. Çok fazla hasta ile birlikte olmuş, çok fazla derinliğine bilgi ve tecrübesi vardı. Haftada 2 gün sabah Ankara’dan İzmir’e uçak ile gidecek, oradan 50 km. mesafede ki çalışma alanına gidecektim. Tedavim yapılacak ve oradan otele gidecek, ertesi sabah yeniden uygulamaya giderek tedaviye devam edecektim. Oradan havalimanına dönecek ve Ankara’ya gidecektim. Bu her hafta devam edecek ve 3 ila 9 ay arasında sürecekti. Bu sürecin ulaşım maliyeti yüksekti ancak bu önemli değildi. Beni en çok bu seyahatlerin eziyeti çok yoracaktı.
İlk tedaviye gittiğim gün orada tedavi olmakta olan hastalarla görüştüğümde; almış olduğum 3 adet Pramipeksol Dihidroklörür Monohidrat ile sınırlı kalmayacağımı, ilacın 10 adet ve üzerine kadar çıkabileceğini ve bu dozaj artırımının sınırı olmadığını, yan etkilerinin de aynı oranda artacağını, kullanmış olduğumuz bu ilacın bir Parkinson ilacı olduğunu, beyin yapımıza çok zarar verdiğini öğrendim. Oradaki hastalardan öğrendiklerim hastalığım hakkında bildiklerimin ne kadar yetersiz olduğunu bana gösterdi. Bu öğrendiklerim neticesinde yol eziyetinin ve sürenin hiç de önemli olmadığına karar verdim ve tedaviye başladım. İyi ki de başladım.
O gün yine orada Okay Sağtürk Metodu uygulanırken hiç bir ilacın, iğnenin ya da bitkinin tavsiye edilmediğini, herkesin sadece kendi kendisini tedavi ettiğini, Yiyecek ve içecekler konusunda Huzursuz Bacağı tetikleyen maddelerden bahsedildiğini öğrendim.

TEDAVİ SÜRECİM
Okay hocanın talimatı ile tedavim sürecinde kullanacağı cihazı oldukça uygun fiyata temin ettim. Cihaz ile ilgili temin bilgilerini oradaki hastalardan almıştım. İlacı bırakmadan ve dozajını düşürmeden 2 ay tedavim devam etti. 2 aylık tedaviden sonra Okay hocam günlük 3 adet 0,250 mg aldığım ilacı 1 adet’e düşürmemi söyledi. Bu tip ilaçların birden bırakılmamasının tıbbi bir gereklilik olduğunu anlattı. O tarihten sonra 1 adet almaya başladım. Beni çok şaşırtan ve iyileşeceğim konusunda ümitlendiren nokta; tedaviye başlamadan önce günlük 3 adet alırken bugün kendimi çok iyi hissediyorum ve 2,5 adet alayım bakalım ne olacak dediğimde ve 3 adet yerine 2,5 adet alıp yattığımda perişan olup, uyuyamadığım zamanlar olmuşken nasıl oluyor da 3 adet’ den 1 adete düştüğümde hiçbir sıkıntı yaşamamıştım? Okay Hocam ilacı tamamen bırakınca çoğu kişide yoksunluk sendromuna benzer bir halin olacağını, bunun çok zor atlatılacağını, bu halin bazen uzun süreceğini, bazı kişilerde ise hiç bir rahatsızlığın belirmediğini anlattı,
Süper, işler iyi gidiyor. Günde 1 adet ilaç alarak 4 seans (2 hafta) daha geçmişti ve Okay hocam ilacı bırakmamı söyledi. Sıkıntılı birkaç gün geçer, sabretmelisin, 3 ila 15 gün arasında bu süreci atlatırsın dedi. O hafta Ankara’ya döndüğümde ilacı bıraktım. Bu süreci atlatırken ailemi üzmemek için çiftlikte yalnız başıma kalmaya karar vermiştim. Aman Allah’ım! O gece ilaca başlamadan önceki günlerden bile kötü geçti. Bacaklarımdaki solucanlar eşini dostunu yanına getirmişler, bayram yapıyorlar. Huzursuz bacak başladığında yürümeye başlıyordum ve kendimi biraz daha iyi hissediyordum. Ama şimdi ne yaparsam yapayım olmuyor. Gece sabaha kadar bir takım çiftlik işleriyle uğraşarak unutmaya çalıştım. Gün içinde de hiç uyuyamadım. Bu durum 3 gün boyunca hiç azalmadan devam etti. 72 saat boyunca bir saniye bile uyuyamamıştım. Geceleri avazım çıktığı kadar bağırıyor ve ayaklarımı duvarlara vuruyordum. Çevremde bu durumdan rahatsız olan kimse olmadığından çilemi çekiyordum. Dördüncü gün sabah 07,00 civarında 1 saat kadar uyuyabilmiştim. Bir saatlik uykunun bu kadar güzel olduğunu o zaman anlamıştım. Sonraki 1 hafta boyunca 1 saatlik uyku 5 saate kadar çıktı. Birkaç gün sonra da Gece saat 10;00’da yattığımda “Huzursuz bacağın” H’si bile kalmamıştı. 12 saat uyku (hayatımın uykusu) uyudum ve bacaklarımda hiçbir sıkıntı kalmadı. Tamamen iyileştiğimi düşünerek o gün ailemin yanına döndüm. Ailem ilk defa bendeki pozitif fiziksel değişikliği gördüklerini belirttiler. O gün bu kurtuluşu kutlamak üzere ailece yemeğe çıktık. Herkeste bir huzur bir mutluluk var ki olağanüstü. Ancak bu mutluluk 2 gün sürdü. Üçüncü gün Huzursuz bacak ilk ilacı bıraktığım günkü şiddeti ile tekrar başladı. Moralim ve ümitlerim sıfıra düştü. Takip eden hafta sonu Okay hoca’ya tedaviye gittiğimde; Bana iyileştiğini söyleyen Çankırı’dan Ömer bey’in yeniden tedaviye geldiğini gördüm. Huzursuz bacağı yeniden başlamış! YIKILMIŞTIM…
Okay bey Bunun normal bir süreç olduğunu ve her şeyin iyi olacağını söylese de tüm ümitlerim kırılmıştı. Tedavi sürecimi burada bırakıp ilaca tekrar başlamayı düşünüyordum. Hiçbir ilacın yan etkileri, zararları ve sonuçları “Huzursuz Bacak” kadar kötü olamazdı. Bu düşüncelerimi fark eden Okay Bey; Ömer bey’in tedavisini bitirmeden gittiğini bu nedenle hastalığının tabii olarak yeniden nüksettiğini söyledi. Ömer Bey ise bu durumu doğrulayarak, maddi imkansızlıklar nedeniyle tedaviye devam edemediğini ve tedavi sürecinde ise ilacı bıraktığını ve kendinin iyileştiğini düşündüğünü; ancak; tam iyileşmediğini şimdi gördüğünü anlattı. Ayrıca Okay bey’in daha önceden tedavi görerek iyileşen ve 7 yıldır hiçbir sorun yaşamadığını söyleyen bir hastası ile telefonla görüştürmesi beni tekrar ümitlendirdi. Tedaviye sonuna kadar devam etmeye karar verdim. Tekrar başlamış olan “Huzursuz Bacak” azalıp şiddetlenerek dalgalı bir şekilde 1 ay kadar daha devam etti. Dayandım ve sabrettim. Okay bey’in dediği gibi yok denecek kadar azaldı ve böyle devam etti. Artık uykumu kaçıracak kadar olmuyordu. Tedavimin son zamanlarında ise artık “Huzursuz Bacak”tan kurtulmuştum.

HASTALIĞIMDA SON DURUM
Artık ilaç almıyorum ve Huzursuz Bacaktan eser kalmadı. Hayat kalitemin arttığını hissediyorum. Huzursuz Bacak Sendromu hastalığımın iyileşmesi ile birlikte ayak yanmaları ve depresyon rahatsızlığı da kalmadı. Huzursuz bacak ilaçları ile birlikte anti depresan ilaçlarını da bıraktım. Ancak; bipolar hastalığı kalıcı (genetik) olduğundan bipolar ilacına devam ediyorum. Aldığım setralin esaslı bipolar ilacı set yan etki olarak Huzursuz Bacağı tetikleme ihtimaline rağmen rağmen; huzursuz bacak olmuyor.
Değerli Hocam! Aklıma geldiği kadarıyla yaşadıklarımı yukarıda açıklamış bulunmaktayım. Her ne kadar siz hastalarınızın yaşadıklarını yüreğinizde hissetseniz de! Size açıklayarak ne kadar teşekkür etsem de yetersiz olduğunu bilmenizi isterim. Size minnettarım. 10 ay boyunca misafirperverliğinizden dolayı size ve eşiniz Yıldız hanıma ayrıca teşekkür ederim.
Ayrıca; Orada benimle birlikte tedavi gören ve burada isimlerini sayamayacağım ve birbirlerini çok iyi anlayan ve yine elinden geldiğince birbirlerine yardım eden diğer arkadaşlara da çok teşekkür ederim.

19 KASIM 2018
Kenan ERSOY

HASTALARDAN GELEN BÖLÜMÜNE TIKLAYARAK HASTALARIN TEDAVİ SÜRECİ İLE İLGİLİ MEKTUPLARINI OKUYABİLİRSİNİZ.

 

YAŞANMIŞ GERÇEK ÖYKÜLER

HATİCE ÜÇPINAR
 
Ben 41 yaşında, çocukluğumdan beri böbrek yetmezliği ve 22 yıldır ise diyaliz hastasıyım. Huzursuz bacak Sendromu ile tanışmam 12 sene önce oldu. Başlarda geceleri uyumak için yattığımda bacaklarım da sadece yanma ve huzursuzluk ile başladı. Ayağa kalktığımda belirtiler tamamen yok oluyordu. Ama seneler geçtikçe sadece bacaklarım değil kollarımda ve sonunda neredeyse yer yer vücudumun her yerine dağıldı bu karıncalanmalar, yanmalar ve sızlamalar ve kendi kendine atmalar.
 
Geceleri birkaç saat olsun uyuyabilmek için bağımlılık yapan ve şiddetli yan etkileri olan Parkinson hapları kullanmak zorunda kalıyordum. Uçak otobüs araba yolculukları ise tam bir kabustu benim için. Son zamanlarda semtomlar daha da ilermiş, akşamları koltukta oturmak bile mümkün olmuyordu. Uzun kollu yada pantolon ile oturmak bile işkence olmuştu benim için bu yüzden gündüzleri de epilepsi hapları kullanarak oturabiliyordum bir nevi. Hayatım gerçek anlamda cehenneme dönmüştü. Uykusuzluk ağrılar sinirlerimi de etkiliyordu doğal olarak. Hapların yan etkileri konsantrasyon bozuklukları sürekli uyuşmuş şekilde yaşamaktan zevk alamaz olmuştum.
 
Ben Almanya’da yaşıyorum. Bundan 1 yıl önce  Türkiye’ye geldiğimde, eski bir okul arkadaşım Zeynep'in sayesinde hayatımın dönüm noktası olarak gördüğüm tedavi ile yani Okay Sağtürk ile tanıştım. Kuşadası'nda tedaviye başladık ve bir süre sonra düzelmeleri hissettim ve bir zaman sonra kullandığım hapları tamamen bıraktım. Mucize gibi bir şeydi ve bırakalı tam 5 ay olmasına rağmen bu illetten kurtulduğuma hala inanamıyorum.
Okay hocamın sayesinde bugün çok çok iyiyim ve mutluyum. Okay Sağtürk ve tüm klinik çalışanlarına nasıl teşekkür edeceğimi bilemiyorum. Memnuniyetimi sevgimi kelimelerle anlatmak mümkün değil.
 
Hatice Üçpınar
08.02.2017

FAİK ŞEN

Herkese Merhaba. Aydın, Nazilli’denim. Yaşım 70. Esnafım. Hikayem Okay Sağtürk ile tanışmamla başladı. 30 senedir Huzursuz Bacak Sendromu hastalığını çeken birisiyim. Uykusuz geçen geceler, ayak ağrılarım, bitmek bilmeyen ayak sekmeleri. Bu rahatsızlığı çeken bilir. Yıllardır doktor, doktor, üniversite kalmadı. Herkesin tek söylediği çare yok deyip Parkinson hapı veriliyordu. Bu haplar bir süre işe yarıyor sonra tekrarlıyordu. Doz arttırılıp tekrar tekrar döngü yaşıyordum. Son doktorum 3 parkinson hapı verdi. Belli bir süre geçince o da etkisini kaybetti.

Bu hastalıkta sadece yürüyüş ile ama saatlerce yürüyüş ile ağrısını ve sekmelerini bir nebze az hissediyorsunuz. Geceleri gelen Huzursuz Bacak Sendromundan dolayı sabaha kadar sokak sokak dolaşıyordum. Uykusuzluk, bacak ağrısı, dozajı yüksek ilaçlar yüzünden sinirli birisine dönüştüm. Hiçbir şeyin tadı tuzu yok., intiharın eşiğine kadar gelmiştim.

Bir gece yine Huzursuz Bacak Hastalığım başladı. Gece yarısı çıktığım yürüyüşte, o kadar çok yürümüşüm ki yorgunluk ve uykusuzluğun etkisi ile bir bankta yarı baygın halde yığıla kalmışım. Konuşacak halim kalmamıştı ki bir genç yardıma koştu. Cep telefonumdan çocukları aradı. Çocuklarım acil hastaneye götürdü. Doktorlar her zaman ki gibi çare yok deyip eve döndük. Ertesi gün kızım Okay Sağtürk’ü buldu. Bir yanda doktorlar, üniversite, profesörler, çaresi yok diyor. Bir yanda Okay Sağtürk’ten şifa bulmuş kişiler var. Bir çare diye gittik. İyi ki gitmişiz. Doktor doktor dolaşan ben çaresi bulunmayan hastalığın dermanını  Okay Sağtürk’te buldum.

Okay Bey’in ilaçsız yönteminde yıllardır hayatımı zindana çeviren hastalığımın dermanını buldum.

Okay Bey’in yanına gittiğimde bu hastalıktan ıstırap çeken bir çok kişiyi gördüm. Herkesin kendi kendini nasıl tedavi ettiğini gördüm. Bu hastalıktan sonraları iyileşen bir çok kişiyi de bu gözlerimle gördüm. Nasıl mutlu olduklarını gördüm. Ben de çok mutlu ve umutlu oldum. 

İnsanların kendi ağzından ben gerçekten iyileştim sözünü duymak insana hayal gibi geliyor. Tedaviye başladık. Huzursuz Bacak Sendromu gün geçtikçe azaldı. Artık emindim. Okay Sağtürk benim çıkış yolumdu. Öyle de oldu.

Çok şükür, bin şükür sayesinde artık normal bir hayat süren bir insanım. İlaç kullanmıyorum. Uykusuzluk yok. Çıldırtan ağrı yok. Sinirlilik halimden eser kalmadı. Okay Bey sayesinde dünyanın en mutlu insanıyım. Nazilli’de çok insan beni tanır. İsteyenle yüz yüze konuşurum. İkinci bahar bu olsa gerek.

Okay Bey’e çok teşekkür ederim. İyi ki varsın.

HBS Hastası ORHAN KORKMAZ

1961 Yılında Diyarbakır’da doğdum. Halen Diyarbakır’da ikamet etmekteyim. Büyük bir müessesede mutemedim. Yaklaşık 20 yıldır Huzursuz Bacak Sendromu hastasıyım. Son 6 yıldır kesintisiz her gece 3 adet Parkinson hastalarının kullandığı haplardan alıyorum.

Diyarbakır, Ankara, İstanbul'da bir sürü doktora gittim. Hepsi de bu hastalığın tedavisinin dünyada olmadığını, ömür boyu ilaç kullanmak gerektiğini, ilaçsız da durulamayacağını hatta sürekli doz artırmak gerektiğini söylediler. Tedavisinin

olmadığı hariç tüm dedikleri doğruydu. Bildikleri oydu. Bazı doktorlar hastalığın ileri dönemlerinde hastaların dayanma güçlerini yitirip intihara kadar gittiklerini açık açık söylemişlerdi.

HBS öyle bir hastalık ki karşınızdaki insana sizi neyin rahatsız ettiğini, vücutta o anda neler olduğunu tarif edemiyorsunuz. Dolaysıyla karşıdaki insan bu olayı basit bir ağrı veya sızı olarak görüyor. Oysa vücutta öyle şeyler oluyor ki dayanmak mümkün olmuyor. İnsanın çıldırası geliyor. Düşünün ,Beyin vücudu uyutmak istiyor, ayaklar şiddetle karşı çıkıyor,  tepiniyor, yetmiyor hastalığın ileri ki aşmalarında eller de ayaklara destek çıkıyor. Yine yetmiyor; genelde gece olan bu hadise gündüze de yayılıyor.

Asla ilaçsız bir gece geçiremiyorsunuz. Bir gece ayaklarım kopsa da ilaç almayacağım dayanacağım diye direttim, ancak gece yarısına kadar dayanabildim. Öyle ki tedaviye gelen arkadaşlardan günde 10-12 adet hap alanlar var, biliyorum.

Hap almak kafi gelmiyor yürüyüş, buz tedavisi gibi destekleyici hareketlerde yaptım. Yaptığım yürüyüşleri toplasam kesin dünyanın etrafını birkaç defa dönmüşümdür. Bu sıkıntılar yetmiyor birde ilaçların yan etkileri var. Kısacası hayatınız zamanla kabusa dönüşüyor. İnsanlardan kaçmaya başlıyorsunuz, asla seyahat edemiyorsunuz. Çünkü seyahat süresince oturabilmeniz mümkün değil. Tahammülünüz kalmıyor, hiçbir şeyden zevk alamaz duruma geliyorsunuz. Gece olmasını asla istemiyor, yatağa girerken sanki mezara girmiş gibi oluyorsunuz.

Bende bu noktaya gelmiştim ki Allaha dua ettim, ya rabbim bir kapı aç dedim. İnternete girdim. Şu anda bana derman olan Okay SAĞTÜRK Hocamla karşılaştım. Hemen irtibata geçtim. O bana teşhisin Nörologlar tarafından konulup konulmadığını sordu. Ben de bir çok kere konuldu dedim. Onun üzerine tedaviye başlanabileceğini, bazı durumlarda bunun uzun sürebileceğini söyledi. Burada sadece ve sadece insani yardım söz konusu idi. İnanamadım Dünyada tedavisi olmayan bir hastalığı nasıl olur da yardım amaçlı tedavi eder. Orda ki hastalarla da görüştüm. Hocamın söylediği her şey doğruydu. Gösterilen metotla herkes kendini tedavi ediyor.

Temmuz 2018 ayında tedaviye başladım. Okay Hocam inanılmaz bilgili, sempatik, güzel bir insan. Kendisini bu işe adamış. Sürekli araştırmalarına devam ediyor. Çok faydalı tavsiyeleri de var. Tedavinin yanında tavsiyelerine de uyabilsek çok daha kısa zamanda iyileşiriz. 4 Aydır tedavim sürüyor günde 3 hap kullanıp dayanamazken şu anda hiç hap kullanmıyorum ve daha iyi durumdayım. Şu anda tedavi olan arkadaşlarda aşağı yukarı aynı durumdalar. Tedavisi bitip hastalıktan tamamen kurtulanları da gördüm. Yeniden doğmuş gibiyim. Allah’ıma şükürler olsun Okay hocamdan da Allah razı olsun Allah ona uzun ömürler versin. Kendi kendimize yaptığımız tedavide her hangi bir ilaç, iğne, bitki, dışarıdan insan vücuduna girecek her hangi bir uygulama da yok.

HBS hastaların tek umudu olan Okay Hocama sahip çıkılmasını istiyorum.

Şu anda benimle birlikte Tedavi Gören tüm arkadaşlara saygılar, sevgiler sunuyorum. Hocamın ellerinden öpüyorum.

24 Aralık 2018
LEYLA TAYLAN
 
Merhaba, ben  69 yaşında emekli Sanat Tarihi öğretmeniyim.
2006 yıllarında uyuyamadığım için Nöroloji  Departmanı beni uyku kliniğine sevketti. 
Uyku apnesi olup olmadığını tespit etmek için u servise başvurduğumda ise ayrıca B12, Demir, Magnezyum, Çinko, D Vitamini başta olmak üzere tam kan tahlili istendi. Hemen hepsinin az ya da çok noksan çıkması nedeniyle öncelikle bunlar tamamlandı ve uyku durumum takip edildi. Gerekli mineral ve vitamin depolarının doldurulmasına rağmen uykusuzluktan kurtulamadığım için aynı servis tarafından bu kere “Huzursuz Bacak Sendromu” teşhisi konularak 0,250 mg’lıkParkinson ilacı verildi. 
Sonradan öğrendiğime göre Huzursuz Bacak Sendromu hastalarının genel özelliklerinden olan “unutma” bende de mevcut olduğu için günlük 0,250 mg’lık dozu ne kadar süreyle kullandığım, bunun ne zaman 0,750 mg’a yani 3 hapa kadar çıktığını hatırlamıyorum. Ancak son zamanlarda, diğer bir ifade ile 2017 yılının ilk aylarında ilacı kullanıyor olmama rağmen, uyuyamadığım çok günlerim oldu. 
Bu ilacın ilk defa yazıldığı tarihlerde uzman doktorum tarafından bana herhangi bir açıklama da yapılmadığı ve ben de bu rahatsızlık hakkında hiçbir bilgi sahibi olmadığım için, ilacı kullandığım takdirde bu rahatsızlığımın tedavi edileceğini, bu dertten kesin olarak kurtulacağımı da düşünüyordum doğrusu... 
Sonradan öğrendim ki kullandığım ilacın  Parkinson hastalarına verildiği ve sonuçta bu ilacı kullandığı için tedavi olmuş bir Parkinson hastası olmadığı da ortaya çıktı. Eşim ve çocuklarım benim için ne yapabileceklerini çevrelerinden ve internetteki yerli-yabancı kaynaklardan araştırdılar. Ancak yabancı kaynaklar dâhil hemen her yerde, kullandığım ilaç ve benzerleri ile sadece belirtilerin baskılanarak geçici bir rahatlama sağlanabildiği hususu ile hastada vitamin ve mineral eksiklikleri söz konusu ise tamamlanması gerektiği belirtilmekteydi. Hastalığın kesin olarak tedavi edildiğine ilişkin hiçbir bilgi yoktu.
Tam bir umutsuzluk halindeyken, yapılacak bir şey olmadığı anlaşılmakta iken küçük oğlum internette yaptığı bir araştırmada Sayın Okay Sağtürk’ün adına rastlamış. Okay Hocamızın açmış olduğu internet sitelerinde (2 tane) bu hastalığın tedavisinin bir metodla yapılabildiği ifadesine ve tedavi olmuş bir kısım hastanın teşekkür ifadeleri üzerine yanına giderek ayrıntılı bilgi aldık ve tedavi sürecim böylece başladı. 
Antalya’da ikamet ettiğim için Okay Hocanın program ve yol göstericiliğinden yararlanmak için ona yakın olabilmek adına Kuşadası’nda bir ev kiraladım ve kendi tedavime bu şekilde devam ettim. 
Tedavi sürecimin sonlarında, Sayın Sağtürk’ün belirlediği 4. evreye gelmem nedeniyle kullanmaya devam ettiğim ilacın dozunu yarıya indirdim, bundan 15 gün kadar sonra da tamamen bıraktım. 
Yarım doz ilaç kullandığım dönemde de dozun azaltılmış olması rahatsızlığımda epey sıkıntı yarattı ise de ilacı tamamen bıraktığım tarihten sonraki 2 gün, uyuşturucu madde bağımlılarının uyuşturucuyu bıraktıklarında çektiğini duyduğumuz zorlu sıkıntıları çektim. O iki gün hiç uyuyamadığım gibi “Huzursuz Bacak Sendromu”nun tek rahatlatıcı pozisyonu olan ayağa kalkma, yürüme, ayakta durma ihtiyacı nedeniyle; değil yatağa uzanmak, oturamadım bile. Okay Bey ilaç bırakıldığı zaman böyle bir yoksunluk sendromu geçireceğimi ve dayanmam gerektiğini tekrar tekrar söylemişti.
İlacı yarıya indirip tamamen kestiğim tarihten itibaren geçen süre sonunda yani uygulanan tedavimin sonucu olarak rahatsızlığımın oldukça hafiflediğini yaşıyarak görüyordum. Bir süre sonra tedavim sona erdi. Birçok arkadaşın tedavileri çok daha kısa sürdüğü halde benim ki bir hayli daha uzun sürmüştü.
Bu sürenin, Sayın Sağtürk’ün 2018’de uyguladığı hızlandırılmış tedavi metodu ile sonraki hastalarda daha da kısaldığını biliyorum. Ancak tedavinin kısa veya uzun zaman alması, bu süreç sonunda hastalığın kesin olarak tedavi edildiği dikkate alındığında, çok küçük bir ayrıntı olarak görülmelidir. 
Bugüne gelince Huzursuz Bacak Sendromu rahatsızlığım konusunda, aradan geçen 8-9 ay itibariyle herhangi bir şikâyetim olmadı ve bundan sonra da olmayacağına kesin olarak inanıyorum. 
Dünyada tedavisi olmayan, ancak Sn. Okay Sağtürk metoduyla tedavi edilmiş bulunan hastalığımla ilgili olarak özetle şunları söyleyebilirim: 
              Geriye baktığım zaman bu hastalık yüzünden çektiğim işkenceyi, dayanılmaz rahatsızlığı şöyle hatırlıyorum: -- Bacaklarımda beni oturtmayan, yatırmayan istem dışı hareketler, atmalar, iğnelenme, karıncalanmalar, 

            Damarlarımda hissettiğim çekilmeler, 

            Ayaklarımda yaz ve kış buz gibi soğuk suların içine sokmama rağmen 
soğutamadığım/ söndüremediğim yanmalar ve 

                  Sürekli ayakta durma, yürüme mecburiyetimi unutmam mümkün değil. 
Aynı hastalığı yaşayan bazı arkadaşlarda olduğunu bildiğim ağrı bende yoktu. Üst üste geçen birkaç günlük tam uykusuzluğa rağmen yine de yatamama ve ayakta dururken çaresizlikle duvara yaslandığımda irade dışı uyuklama ve düşme tehlikeleri yaşadım. Geceleri alevlenen bu belirtiler gündüzleri de kısmen devam ediyordu.
Yanlız gerek eşim, gerekse çocuklarımın bana duydukları saygı ve sevgi yüzünden onlara müteşekkirim. Ve biliyorum ki bir çok Huzursuz Bacak Hastası bu sevgi ve saygıdan yoksun çaresizlik içinde çırpınıp duruyorlar.
Tam olarak bilemesem de, en az 30-40 yıllık araştırma ve bilgi birikimini bizimle paylaşarak, dünyada tedavisi olmayan bu hastalığımın kesin olarak tedavisini sağlayan, nezaketi, bitmeyen ilgi ve tıbbi açıklamalarıyla hastalığımın dışında da sayısız yararlı bilgi edindiğim, tedavi sırasında yanıma uğrayan gelinimin çocukluğundan beri çekmekte olduğu alerjik rinit ve buna bağlı farenjit rahatsızlığını da, burnuna lazer tavsiyesiyle, bilgi aktarımıyla başlattığı tedaviye Antalya’da sadece 10 gün devam edilerek tamamen kurtulmasını sağlayan Sayın Okay Sağtürk’e sonsuz sevgi, saygı ve şükranlarımı sunuyorum. 
Saygılarımla, 
 Not: Gelinim alerjik rinit için antialerjik ilaçları sürekli kullanıyor, bunun yeterli olmadığı bazı zamanlarda ise alerjik rinitin neden olduğu farenjit için de antibiyotik tedavisinden bir türlü kurtulamıyordu. Bütün bunları Sayın Sağtürk’ün tek bir doğru tedavi öngörüsü ile geride bıraktı. Alerjik rinit için özel olarak tasarlanmış bir lazer cihazını temin ettik, şimdi bu tür bir rahatsızlık hissettiğinde bu cihazı 2-3 gün kullanıyor, ne burun akıntısı ne de farenjit yaşamıyor. Dolayısıyla antibiyotik de kullanmamış oluyor. 
Okay Sağtürk’ün metodundaki anlayış dünyadaki modern tıbbi anlayışa uyumlu bir yaklaşımdır. Okay Bey sık sık hastalığa değil hastaya bakmak lazım der.

HUZURSUZ BACAK SENDROMUN’DAN İYİLEŞME SÜRECİNE DAİR YAŞADIKLARIM


Ben Buket Başarır 1974 doğumluyum. İstanbul’da ikamet etmekteyim. Bir kamu kuruluşunda devlet memuruyum. İkiz çocuklarım var biri erkek biri kız henüz 12 yaşındalar. Huzursuz Bacak bende genetik çünkü babamda da var. Ben küçükken hatırlıyorum babam da geceleri kalkıp dolaşır uyuyamaz sürekli bacaklarını hareket ettirir ve soğuk kompres yapardı. Ama o zamanlar böyle bir hastalığın farkında bile değillerdi. Oda kendince bacaklarını sürekli hareket ettirir, soğuk sularla yıkar ve artık sabaha karşı yorgunluktan bitap düşünce evin bir yerlerinde sızıp kalırdı. Bende ise 1996-1997 yılların da çok hafif hafif başladı. Bende hatırımda kaldığı şekilde babam gibi soğuk suyla yıkadığım da yada aspirin aldığım da o anda rahatlar hemen uyurdum. Sonrasında evlilik, çocuklar, yaşam koşulları, sinir, stres, hayat meşgalesi derken ağrılarım artmaya başladı. 2004 yılında guatr ameliyatı oldum. Sonrasın da 2015 yılında eşimi kaybettiğimde çocuklarımla yapayalnız kaldım. 
O dönem zor bir süreçti benim için destek almaya başladım bir taraftan psikologlara bir taraftan psikiyatriste gittim.
Anti depresanlar başlandı. 
Antideprasanlar da HBS’yi tetiklediği için hastalık en dayanılmaz seviyeye ulaştı.  Ayaklarımda ve bacaklarımda başlayan rahatsızlığım tarifi zor tuhaf bir hal alıyordu. Öyle bir zaman geldi ki öğleden sonralarım ve gecelerim çekilmez bir hal aldı. Sanki ayaklarımda yüzlerce yılan ve karıncalar dans ediyor kanım çekiliyor gibi beni artık delirtmeye başlamıştı. Çıldırmama ramak kalmıştı ve derdimi kimseye anlatamıyordum, anlatsam da anlamıyorlardı. Sadece hareket edince rahatlayabiliyordum. Sadece yürümek istiyordum, yalnız kalmak kimseyle görüşmemek. Düşünün her gün ne itiraf edeceğinizi bilemeden size işkence yapılıyor, ertesi günü gene kurtulamayacağınızı biliyorsunuz. Bir ertesi günü gene kurtulamayacağınızı biliyorsunuz.  Allahım bu ceza neden bana diye düşünüyorsunuz. Neredeyse uçurumun kenarına gelmiştim.
Yakınımdaki insanları da huzursuz ediyordum, nazımın geçtiği insanlardan bacaklarıma masaj yapmalarını istiyordum. İş toplantıları azap. Arkadaşlarla bir araya gelmek azap. Alış veriş veriş azap. Yaşamak, varolmak azap. 
Bir hafta hiç uyumadan dolaştığımı bilirim. Ayakta uyunur mu? Ayakta uyumayı bile öğrendim. Uyumak istediğimde bu illet hastalık yine dans etmeye başlıyordu. Bacaklarımdaki atmaları, karıncalanmaları, tırmalanmaları, çekilmeleri ne ben tarif edebilirim nede bunu çekmeyen anlayabilir, bunun tarifi yok inanın bana yok. İnsanın içine cin kaçmış gibi  kendine sahip olamıyorsun. Beni uyutmamak için her türlü acıyı bana çektiriyorlardı. Benimle ne alıp veremediğiniz var diye bacaklarımla beynimle kavga ediyordum, her seferinde yenilen ben oluyordum, ağlayarak sabahın ilk ışıklarına kadar evin içinde geziyordum. Çocuklarım duymasın, uyanmasın diye yastıkları ağzıma kapatıp bağırıyordum. Ama nafile acımasız bir cellâdın eline düşmüştüm. Bu sebeple hep yorgundum, çocuklarımla ilgilenemiyordum ve bu da bana çok acı veriyordu.
Özel ve devlet hastanelerinin nöroloji ve beyin cerrahi bölümlerine gittim, bir netice alamadım. Tüm tahlillerim yapıldı filmler çekildi. EMG yapıldı. Demir eksikliği denildi. Kansızlık için iğneler yapıldı. Masajlar yaptırdım, spora başladım, ne duyduysam ne yaptıysam nafile, hiçbir şey bana fayda etmiyordu. Tek çare vardı oda Parkinson hastalarının kullandığı ilaçlardan doktorun reçete ettiği birine başlamak. Bu ızdırapla yaşayamazdım, etrafımdaki herkesi kırmaya başlamıştım. Başlangıçta ilacı 0,25 mg günde yarım alarak başladım ah süper uyuyordum. Geçti her şey diye düşünürken kendi sonumu hazırladığımın bilincinde değildim. İlacı aldığım süre boyunca hiçbir problemim yoktu ama unutursam o gece yandım demekti sabaha kadar geziyordum. Bir yere gideceğim zaman önce ilacı aldım mı diye defalarca kontrol ediyordum. İlacın bağımlısı olmuştum. Ağır ve tehlikeli ilaçlardı bunun bilincindeydim ama yapacak başka çarem olmadığı için bu ilacı 3 yıl boyunca aldım. İlacı bir, bir buçuk, iki derken dozajı artırmaya başlamıştım Kendimi resmen eroin bağımlısı olmuş gibi hissediyordum. Doktora sorduğumda bir zararı yok istediğin kadar alabilirsin diyordu. Çarem olmadığı için de almaya devam ediyordum. Yani tedavisi yok sadece ağrı kesiliyor ve zamanla da doz yetmediğinde artırarak hayatımı idame edecektim.
Zaman geçtikçe hastalık artık kollarıma da vurmaya başlamıştı ve çıldıracak gibiydim. Çünkü hastalık daha fazla ilaç istiyordu, benden dozu artırmamı emrediyordu. Gece yetmez gündüz de alacaksın diyordu. Bu sırada bir taraftan da internetten devamlı araştırma yapıyordum, çaresini bulan var mı acaba diye, bir umut bütün yazıları okuyor televizyondan bu hastalığa ne iyi geliyorsa duyduğum her şeyi uygulamaya çalışıyordum ama ne çare ki beni hiçbir şey rahatlatmıyordu. Her şeyi denedim. Faydasız. Ta ki bir gün umudumu artık kestiğim bir zamanda internette tesadüfen Okay SAĞTÜRK hocamı fark ettim. SAĞTÜRK metoduyla tedavi olan hastaların yazmış olduğu yazıları okudum. Okay Hocama övgüler teşekkürler gözlerime inanamıyorum, bir umut ışığı dedim ve heyecanla araştırmayı sürdürdüm. Hemen hocamla iletişime geçtim, kısaca hastalığımdan bahsettim. Onun konuşması içimi sevinç doldurdu.
Bana metodun hızlandırılmış bir versiyonunu uygulayacağını anlattı. Bir süre sonra günde 2 tane bazen de 3 tane aldığım o ağır tehlikeli ilaçları azaltıp, bırakacaktım. Buna inanması o kadar zordu ki ama inanmak istiyordum. Bu metot bir bütünlük taşıyordu. Huzursuz bacağı tetikleyen ve devam ettiren yiyecek ve içeceklerdeki kimyevi ajanlar, bazı gıdalar ve bazı olumsuz ilaçlar dan sakınmak metodun içinde yer alıyordu.
Sabır gerektiren bu tedavi sürecine başladım benimle beraber tedaviye gelen bir sürü dostla karşılaştım. Herkes aynı dertten muzdarip ve diyorsun ki aslında ben yalnız değilmişim. Orada hepsi Huzursuz Bacak hastası olduğu halde birbirine benzemeyen belirtilerin olduğunu da gördüm. Okay Hoca bu konuda binlerce bilimsel makalenin olduğunu, 72 ayrı ilacın ve 42 ayrı metodun denendiğini anlatıyor ve hastalığın yapısıyla ve araştırmalarla ilgili bilgi veriyordu.
 Okay hocamın samimiyeti sıcaklığı orayı o kadar sarmış ki biz orada kocaman bir HBS ailesi olduk. Memleketin her köşesinden  ve Avrupa’dan güzel yürekli insanlarla tanıştık. Bu zorlu süreci hep beraber birbirimize destek olarak geçiriyoruz. Hocam sabırla her birimizle kişiye özel ilgileniyor ve neler yapmamız gerektiğini itinayla anlatıyor. “Bilge bir hekim en iyi ilacın, ilgi ve sevgi olduğunu söylemiş. Başka biri de sormuş: Ya işe yaramazsa? Gülümsemiş ve şöyle yanıt vermiş: O zaman sevginin dozunu arttırın” hocamın da bizlere yaptığı tam anlamıyla budur.
Okay SAĞTÜRK metodu iğne ve ilaç içermeyen ve hiçbir yan etkisi olmayan bir tedavi modeli. Benim tedavi sürecim hocamın bana söylediği gibi bitmek üzere. İlacın dozunu azaltmakta bir sıkıntı yaşamadım ama bırakma evresinde çıldırma sürecini, Okay hocamın dediği gibi  yoksunluk sendromunu yaşadım. Şimdi hiç ilaç içmiyorum, artık normal insanlar gibi olması gerektiği şekilde yatağıma girip uyuyabiliyorum. Vücudum da o zehirli ilacın etkisi kalmadı. Bacaklarım beni rahatsız etmiyor. Kişinin durumuna, hastalığına ve ilacı kullanma sürecine göre bu süre değişim gösterebiliyor. Benimle beraber tedavi gören hastaların tamamen iyileşmeleri bana umut veriyor.
Kişiye özel uyguladığı programlarıyla  hastalığı iyileştirilen insanlarla  bir arada olmak ve bu mutluluğu onlarla beraber yaşamak bambaşka bir duygu. 
Umarım bu tecrübelerimiz Huzursuz Bacak Hastalarına ulaşır ve onlar da bu hastalıkla mücadelede dünyada tek ve başarılı tedavi yöntemi olan SAĞTÜRK metoduyla yeni ve huzurlu bir döneme girerler.  
Dilerim ki biran önce bütün dünya hastaneleri, sağlık kuruluşları bu metodun üzerine eğilir ve çaresiz hastalar çaresizlikten kurtulur.
Değerli Hocam! Sevgilerimi, saygılarımı ve göstermiş olduğunuz yakınlık ve nezaketten ötürü şükranlarımı sunuyorum. Size minnettarım. 
Son olarak orada benimle birlikte tedavi gören  ve burada isimlerini tek tek sayamayacağım çok kıymetli, birbirlerini çok iyi anlayan ve her  konuda destek olan yardımsever, anlayışlı, misafirperver ablalarıma, ağabeylerime ve arkadaşlarıma da sonsuz saygılarımı sevgilerimi ve şükranlarımı sunuyorum.
METİN KARAKAŞ
 
Ben de Huzursuz Bacak Sendromu hastalığından Okay Sağtürk hocam sayesinde kurtulanlardanım. Bu Sendrom babamda da var ama az şiddetli olduğu için 40 yıldan beri hiçbir şikâyeti olmadan yaşam kalitesini etkilemeden hayatına devam ediyor. Bende de 2017’nin Eylül ayında bu hastalığın olduğunu fark ettim. Bir yolculuk sırasında daha önceleri de uykuya dalmakta zorlanır gece evin içinde bir süre yürür öyle yatar zorlanarak uyumaya çalışırdım. Hastalık çok yeni olduğu için ilerlemeden bu hastalığın bir tedavisi var ise tedavi olup kurtulmak istedim. Çünkü hastalığın ilerleyen yıllarda şiddeti boyutlara ulaştığını öğrendim. Babam gibi şanslı olmayabilirim endişesi ile araştırma yaparken Okay Sağtürk metodu ile bu hastalığın tamamen tedavi edildiğini duydum. Huzursuz Bacak  tıpta kesin tedavisi olmayan bir hastalıktır. Tedavi ettiği çeşitli hastalara ulaşıp bilgi aldım ve hepsi de bu metotla bu hastalıktan tamamen kurtulduklarını söylediler. Ben de kendisine ulaşıp randevu aldım ve gittim. Yolculuklarda zorlandığımı bazı geceler uykumu etkilediğini ve bacağımda huzursuzluk hissi olduğunu anlattım. Okay hocamın metodu iğnesiz ilaçsız bir tedavidir. Ne yapmamız gerektiğini bize gösteriyor. Tedaviyi biz kendi kendimize uyguluyoruz. Tedavi haftada iki gün oluyordu ama imkansızlığımdan ötürü ben sadece haftada 1 gün gidebiliyordum. Aralık ayının sonunda başlayan tedavim mayıs ayına kadar sürdü. Tedavimin ortalarında memleketime gitmek durumunda kaldım ve 16 saat süren otobüs yolculuğun da hiçbir rahatsızlık duymadım. Bu durum beni bir hayli mutlu etmişti.  Tekrar geldim ve tedaviye kaldığımız yerden devam ettik. Ben seanslarımı tam tamına tamamlayamadım. Tedavi süreci 7 evreden oluşurken ben iyileşmemin 5. evrensinde tedaviyi bırakmak zorunda kaldım. Ama buna rağmen çok iyiyim. O zamandan beri çokça uzun yolculuk yaptım ve hiçbirinde rahatsızlık yaşamadım. Uyku problemim de kalmadı. HBS rahatsızlığı olan tüm hastalar Okay Sağtürk metoduna sonuna kadar güvenerek aksatmadan tedavi olmaya giderlerse mutlu sonla ayrılacaklarına eminim. Bir aile ortamı sıcaklığında her seans gösterilen uygulamalarla iğnesiz ve ilaçsız  kendi kendinizi tedavi ederek HBS den kurtulursunuz inşallah, benim bu hastalıktan kurtulduğum gibi . Okay hocama minnet ve saygılarımı sunuyorum. 
 
Not: siyah hardal tohumu kullandım ve sülük denedim hiçbir etkisini görmedim. Bunlarla boşuna vakit kaybetmemenizi tavsiye ederim.
NEVİN DUMAN NAYAN

Afyon’da yaşıyorum,
2000 yılından beri huzursuz bacak hastasıyım ve maalesef ilaç kullanıyorum.
benim hastalık seviyem çok ileri düzeyde.
Bu hastalığı çeken bilir,hastalığı tanımayanlara anlatmak çok zor,hatta bazen doktorlara bile anlatamıyorsunuz...
Düşünün yatmak,dinlenmek,uzanıp tv.izlemek bunlar yorgun bir günün ardından düşlediğimiz şeyler,fakat bizler bunları yapamayız,dinlenmeye geçtiğimiz anda,beyin ayaklara kalk der,kalkar sürekli yürür,hatta zıplarız.
Hasta olmaktan çok korkarız,hastalıkdan değil,yatamamakdan...serum şişesiyle,39 derece ateşle,hatta ameliyat sonrası bile yürümek zorundayız...
öyle anlar olurki,ölmeyi rahatça yatmayı düşleriz...
yatak ve geceler kabusumuzdur bizim,korkarız hava kararınca yine başlıyacak diye,siz hiç evinizin içinde 15.000-20.000 adım attınızmı?...sabaha kadar,gözleriniz kapanır,fakat duvarlara,kapılara çarparak,sallanarak sadece yürürsünüz,gün ağarır,sabah olur,sevinirsiniz kabus bitti diye...
Hbs hastalarının böyle geçer günleri.
Şimdi kendi sürecimden bahsedeyim.
Ben bunları yaşarken biryandanda sürekli çare arıyordum,hem kendim hem ailem sürekli araştırıyorduk.
Antalya’da hiperax diye bir ayak sağlığı merkezine gittim mesela 15 gün kaldım,İzmirde 2 kez ayrı yerlerde akapunktur tedavisi gördüm,Ankara’da çinli bir doktordan yine akapunktur tedavisi gördüm,sülük,hacamat,iki kez bioenerji,hatta okumayla geçer dediler Hoca’ya bile gittim,Almanya Düsseldorfda bir merkezde tedavi edildiğini duydum,oraya bile gittim, sonuç hep hayal kırıklığı oldu,içtiğim otu çöpü kendim bile artık hatırlamıyorum,bir ev parası harcamışımdır sanırım boşu boşuna...
Yine birgün çaresizlikden internette araştırırken Okay Hoca’ma rasladım,başta hep sömürüldüğüm için güvenemedim,uykusuz geçen birgünün sabahı gelinim Okay Hocayı aramamız konusunda ısrar etti ve aradık,gelinim doktor olduğu için tıp dilinde sorular sordu ve cevaplardan ikna oldu,annecim dene lütfen diye beni ikna etti,Allah razı olsun kızımdan hakkını ödeyemem,sayesinde başladım.
randevu aldık ve seanslarımız başladı,tedavide diğer arkadaşlarla tanıştık ve birbirimizi çok sevdik.
bende tedavim süresinde çok şükür ilacı yarıya düşürdüm, azimle gidip geliyorum,eski halimden çok daha iyiyim,benim rahatsızlığımın süresi ve ilaç kullanma sürem uzun olduğu için,tedavim uzadı,fakat iyileşiyorum çok şükür...
Okay Hocam yaşayan bir ansiklopedi,dinledikçe her konuda bilgi birikimine,hafızasına,zekasına ve iyi niyetine hayran kalıyorsunuz,bizim babamız gibi oldu.
Hocam iyiki varsın,iyiki tanıdım sizi,Allah sağlıklı ömür versin İnşallah nice Hbs hastalarına şifa olursunuz.
hakkınız ödenmez.
Çok çok teşekkür ediyorum.
Eşimede teşekkür etmek istiyorum,sabırla beni taşıdığı,destek olduğu için,
Ayrıca tedavi sürecinde tanıştığım ve çok sevdiğim tüm Hbs arkadaşlarımada çok teşekkür ediyorum ve hepinizi çok seviyorum.
BİZ KOCAMAN BİR HBS AİLESİYİZ.
Bu websitesi Hazır Site ile oluşturulmuştur.